Kayıtlar

POLGE Ekibinin KORUYUCU AİLE (Travmatik Geçmişe Sahip Gençler) ilişkin görüşleri

KORUYUCU AİLE   (Travmatik Geçmişe Sahip Gençler) Koruyucu aile hizmeti, herhangi bir sebepten ötürü biyolojik ailesinin yanında kalması mümkün olmayan çocukların, uzun veya kısa süreli olarak, ücretli veya gönüllü statüde, devlet denetiminde, aileler tarafından kendi aile ortamlarında bakılması ve yetiştirilmesidir. Kuşkusuz her çocuk için en sağlıklı ortam kendi biyolojik ailesinin yanıdır. Ancak çeşitli sosyal ve ekonomik zorluklarla zayıflayan ve dağılan aileler, ya da zihinsel, bedensel, psikolojik sorunları nedeniyle aile bütünlüğünü sağlayamayan aileler çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamaz, onlara bakamaz hale gelebilmektedirler. Bazı çocuklar ise biyolojik aileleri tarafından ihmal ve istismara uğramakta olup, sağlıklı gelişimi acısından biyolojik aileden uzaklaştırılması acil önem teşkil etmektedir. Hangi gerekçe ile olursa olsun ailesinden ayrılarak kurum bakımı altına alınmış olan çocuklara verilebilecek en iyi hizmet, onun kendi ailesinin yanında...

POLGE ekibinin engellilerle ilgili düşünceleri

ENGELLİLER Engellilere yönelik birçok kavram iç içe girmiş durumdadır. Engelli mi? Sakat mı? Özürlü mü? Her biri farklı anlam ifade etse de, toplumun geneli tarafından aynı anlamdaymış gibi kullanılmaktadırlar. Oysa `sakat` kelimesi vücudunda hasta veya eksik bir uzuv/organ olma halini               (fizyo-anatomik bir durumu) ifade ederken, “ engelli” kavramı, günlük yaşama dair temel (eğitim, ulaşım, erişim vb) planlamalar yapılırken sakatların mağdur duruma düşürülmesini ifade eder. Son yıllarda gıda alerjisini de engel kapsamına alınmıştır. Fakat ne okul kantinlerinde ne de sosyal hayatın içinde gıda alerjisi yapıldığına dair basına yansıyan bir haber ya da kamuoyuna paylaşılmış bilimsel bir çalışma mevcut değildir. Bunun bir engel olduğunun anlatılmasında bile zorluk yaşanmaktadır. Kamuoyu, gıda alerjisinin bir engel olduğu konusunda bilgisizdir. Günümüz sosyal bilimlerinde konuyla ilgili iki temel bakış a...

POLGE Ekibinin "Eğitimde Önyargılar Ve Ayrımcılık" konusundaki düşünceleri

Eğitimde Önyargılar Ve Ayrımcılık Türkiye’de kız çocuklarına yönelik söylenen; çok çekingen, dile ve sosyale yatkın, sanata çok yetenekli, şantiyede ne işin var? kadın şoför olur mu? Öğretmenlik tam kadın mesleği gibi söylemler eğitimde karşılaşılan önyargılı ve etiketlemeye yönelik ayrımcılık örneklerdir. Erkek çocuklarına yönelik; matematik/fen zekası var, girişimci, lider ruhu var, erkekten hemşire olmaz, bale yapar mı erkek… gibi söylemler de önyargılı ve etiketlemeye yönelik ayrımcılıktır. Bu ayrımcılık örneklerine Norveç gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde rastlanılmamaktadır. Bu önyargılı ve etiketlemeye yönelik söylem ve davranışların yerine; çocuklara farklı giysiler, renkler, oyuncaklar seçmek ve giysilerini oyuncaklarını seçmelerine fırsat vermek, çocuklarla birlikte zaman geçirmek ve oyun oynamak, gelişimlerine ve ilgilerine uygun sosyal faaliyetlere katılmalarını sağlamak, şiddet içerikli oyun ve oyuncaklarla oynamaması için önlem almak daha uygun olacaktır. Ayrıca çocukl...

Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine dair görüşlerimiz

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ İnsan hakları alanında önemli bir konu olarak toplumsal cinsiyet eşitliği farklı cinsiyetlere ve cinsel yönelimlere sahip bireylerin kamusal ve özel yaşamın tüm alanlarına eşit ölçüde yetkinleştirilmiş şekilde eşit katılımları anlamına gelir. Bu, iki cinsin de aynı olduğu anlamına gelmez; söz konusu olan, iki cinsin insanlık onuru ve hakları açısından eşit olmasıdır. İnsanların belli özelliklerinin öne çıkarılıp diğer ayrımların ona/onlara bağlı kılınması, bu nedenle farklı muameleye maruz bırakılmalarıdır.    Ayrımcılık yapan kişi, karşısındaki kişiyi tek bir niteliğiyle değerlendirmektedir.   Cinsiyet ayrımcılığı; birey olarak var olma hakkını elinden alır, bireyin özgürlük, eğitim, seyahat… Haklarını ihlal eder, bireylerin yaşam kalitesini azaltır ve şiddeti yaygınlaştırır, normalleştirir. Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık v     Toplumun bireye yüklediği cinsiyet rolleri ya da normları dolayısıyla bireyin maruz kaldığı a...

POLGE grubunun LGBT+ görüşleri

LGBT+ Günümüzde LGBT+ ilgili yasalar ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye çok büyük farklılık göstermektedir. Bazı AB ülkelerinde bu konuda yasa bulunmakta ve eşcinsellerin toplum içinde var olmasına yönelik hakları tanınmaktadır. Fakat  Avrupa ülkesinin büyük çoğunluğunda bu haklar olmayıp LGBT+ bireyleri yok sayılmakta veya görmezden gelinmektedir.  Bu ülkelerde LGBT+ bireyler homofobik toplum tarafından ötekileştirilmekte, dışlanmakta hatta psikolojik baskı uygulanarak bu bireylerin kendisini toplumdan soyutlamasına, gizlemesine neden olmaktadırlar.     Homofobik bireyler, kendi değer yargılarından farklı her tür davranış, kimlik, ilişki ya da topluluğu inkar eden, olumsuzlayan ve damgalayan bir bakış açısı ile; eşcinselliği görünmez kılarak, bunu yapmayı başaramadığında ise, LGBT+ bireylerini değersizleştirerek, bastırarak ya da damgalayarak ötekileştirme yoluna gider. Bu ötekileştirme ülkelerin toplumsal bağlamları, değerleri ve sosyokültürel yapısıyla ya...

Norveç'in Mülteci Politikası

NORVEÇ’İN MÜLTECİ KABUL STATÜSÜ Sığınma başvurusunda bulunacak şahıs anavatanına döndüğü takdirde hayatı tehlikeye girecekse, işkence veya benzeri saldırılara maruz kalma riski taşıyorsa, korunma ya da diğer bir deyimle sığınma (iltica) hakkına sahiptir. Sığınma başvurusunda bulunan şahsın anavatanındaki resmi makamlar koruma altına alabiliyorsa veya anavatanında güvende olacağı bölgeler mevcut ise, normal koşullarda Norveç’te korunma hakkı alamazlar. Kimin korunma hakkına sahip olduğu, Norveç’in de uymakla yükümlü olduğu uluslararası anlaşmalarca tespit edilmiştir. Korunma hakkı yok ise yetkililer, insancıl bir nedenden ya da Norveç’e özel bir bağlantı nedeniyle verilen oturma izni koşullarının karşılanıp karşılanmadığını değerlendirirler. Bu tür oturma iznine, insancıl gerekçelere dayanarak verilen oturma izni denir. Bu tür bir oturma izninin alınabilmesi için bir pasaportun olması şarttır. Şahıs yetkili makamlara pasaportunu teslim etmediyse, başvurusu reddedilebilir veya sı...

Avrupa Dışındaki Ülkelerden Gelen Başvuru Sahipleri:

Avrupa Dışındaki Ülkelerden Gelen Başvuru Sahipleri:                     1951 Cenevre Sözleşmesi kapsamında uluslararası korumaya ihtiyacı olduğu için Türkiye’ye Avrupa dışındaki ülkelerden gelen ve başka bir ülkeye iltica etmek üzere Türkiye’den ikamet izni talep eden yabancıların başvuruları Göç idaresi Genel Müdürlüğünce incelenir. Bu kişiler aynı zamanda Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (BMMYK’ya) bildirilir ve söz konusu kişilerin bu kuruluşa kaydolmaları ve görüşme yapmaları sağlanır. Değerlendirme sonucunda başvuru sahibi eğer 1951 Cenevre Sözleşmesin 1 inci maddesinde mülteci tanıma giren kriterlere sahipse, Türkiye tarafından bu kişilere “şartlı mülteci statüsü” tanınmakta, Türkiye’de geçici olarak ikametlerine izin verilmekte ve böylece bu kişiler (üçüncü bir ülkeye yerleştirilinceye kadar) uluslar arası koruma altına alınmaktadır.