POLGE ekibinin engellilerle ilgili düşünceleri


ENGELLİLER

Engellilere yönelik birçok kavram iç içe girmiş durumdadır. Engelli mi? Sakat mı? Özürlü mü? Her biri farklı anlam ifade etse de, toplumun geneli tarafından aynı anlamdaymış gibi kullanılmaktadırlar. Oysa `sakat` kelimesi vücudunda hasta veya eksik bir uzuv/organ olma halini              (fizyo-anatomik bir durumu) ifade ederken, “engelli” kavramı, günlük yaşama dair temel (eğitim, ulaşım, erişim vb) planlamalar yapılırken sakatların mağdur duruma düşürülmesini ifade eder.
Son yıllarda gıda alerjisini de engel kapsamına alınmıştır. Fakat ne okul kantinlerinde ne de sosyal hayatın içinde gıda alerjisi yapıldığına dair basına yansıyan bir haber ya da kamuoyuna paylaşılmış bilimsel bir çalışma mevcut değildir. Bunun bir engel olduğunun anlatılmasında bile zorluk yaşanmaktadır. Kamuoyu, gıda alerjisinin bir engel olduğu konusunda bilgisizdir.
Günümüz sosyal bilimlerinde konuyla ilgili iki temel bakış açısı vardır. Bunlardan biri Medikal Model, diğeri ise Sosyal Model`dir.
Medikal Model, `sakatlığı olan bireye` ya da sakat kişinin yaşantısına değil, `sakatlığa` odaklanır. Sakatlığı daha en baştan sorun olarak ele alır ve sakatlığı düzeltmeye çalışır.
 Sosyal Model`de ise sakatlık hali ikinci plana itilerek, `çevresel, fiziksel, mekansal koşullar toplumsal tutumlarla birlikte bireyi engelli kılmaktadır` denir. bu model sakatlığı değil, engellenme halini sorunsallaştırır ve o hali düzeltmeye odaklanır.
Engel Türleri:
Tek bir engelli tanımı yapmak doğru değildir ve engellilerin her biri parmak izi gibi farklıdır. Engelliliğin çeşitli şekilleri mevcuttur.  Bunlar arasında fiziksel engellilik, zihinsel engellilik, öğrenme engelliliği, gelişimsel engellilik, görünmeyen engellilik, gıda alerjisi sayılabilir.
Dünya Sağlık Örgütü, hastalık ve sakatlığın sonuçlarını sınıflandırmak için 2001 yılında işlevsellik, sakatlık ve sağlığın uluslararası sınıflandırması ile bu konuda standart bir dil oluşturup sağlık sorunlarını hem bireysel hem de toplumsal düzeyde sınıflandırmaya başlamıştır.
Engellilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek için 3 Aralık Dünya Engelliler Günü, 10-16 Mayıs da BM’ye üye 156 ülkede aynı tarihlerde kutlanan özel haftadır. Engelliler, sadece bu haftada hatırlanmaktan rahatsızlık duymaktadır. 

Engelli Çocuğa Sahip Olmak
Çocuğunun engelli olduğunu öğrenen ebeveynlerin bunu kabullenmesi uzun bir süreci kapsamaktadır. Bu süreçte ebeveyn şok,inkar, öfke, üzüntü gibi duygulara bürünmekte ve çocuğunun engeli için nedensel atıflarda bulunarak neden bunun kendi çocuklarının başına geldiğine dair bir sorgulama içine girmektedirler. Geleceğe dair büyük bir belirsizlikle birlikte başlayan bu çaresizlik hissi ve yaşananlarla ilgili tatmin edici bir açıklamaya ihtiyaç duyması, çocuğunda problem bir durumun olmadığını söyleyecek bir uzman arayışına girmesi ve durumu yoluna girmeyen bir kriz olarak görmekte ısrar etmesi bu süreci uzatmakta bu da ebeveynlerin sosyal hayatını olumsuz etkilemektedir.
Yapılan bilimsel araştırmalar engelli çocuklara sahip ebeveynler art terapi yoluyla kendisini çok daha rahat ifade ederken duygusal boşalımda yaşandığı ortaya konmuştur. Sanat terapisi sonrası ebeveynlerin problemlerini içsel (kişisel) ve kontrol edilebilir faktörlere atfettiğini bunun sonucunda da karamsar düşüncelerden sıyrıldıkları ve sosyal hayata entegre oldukları görülmektedir. Bu nedenle engelli çocuklara sahip ebeveynlerin yaşam kalitesinin iyileştirmesi için uzman desteği şarttır. Ebeveynlerin sorunla başa çıkma kapasiteleri, ailenin kültürel yapısı, anne-babaların kişilik özellikleri,  mikro sistem farklılıkları ve ebeveynlerin sosyo-ekonomik durumunun farklı olması bazı yetişkinlerde sonuç alma sürecini uzatmaktadır. 
Sonradan engelli olanların hayat döngüsü “öncesi” ve “sonrası” olarak iki dönemden oluşuyor. İnsanların empati yapamaması nedeniyle engelliler sonraki dönemlerinde sosyal hayatta büyük problemler yaşıyorlar. Toplu taşıma araçlarının engellileri görmezden gelmesi, engelliler için ayrılan araç park yerlerinin ihlal edilmesi, engelli bireyler tepki gösterdiğinde hakaret edilip üzerlerine yürünmesi insanların empati yapamadığının bir göstergesidir.
       
Engelli bireyleri Türkiye’de işe alan firmalar kamuda engelli birey çalıştırma zorunluluğundan ötürü kurumlarda çalışıyor gibi gösterilip belli bir maaş karşılığında işe gelmeden sosyal hayatın dışına atılıyor. Kanuni mecburiyetten dolayı göstermelik bir istihdam yaratılıp bu bireyler mesleki hayattan dışlanıyor.
Devletin engellilere maaş vermesi yerine iş imkânının sağlanması daha uygun olacaktır. Devlet engellilere maaş vererek iş aramalarına engel olmaktadır. Bu durum,  engellilerin, kendilerini toplum tarafından kabul görülmediklerini, dışlandıklarını ve yalnızlığa itildiklerini düşünmelerine; kendilerini gereksiz, ailesi ve toplum için bir yük gibi görerek düşünsel ve ruhsal olarak sağlıklarının iyice bozulmasına neden olmaktadır. Kendisi, ailesi ve toplumla kurabileceği daha sağlıklı bir iletişimin yerine ruhsal, düşünsel, bedensel ve davranışsal rahatsızlıklar ile yalnızlık kaderleri oluyor. İnsanların, kendilerinin kusursuz oldukları konusundaki düşüncelerinin doğruluğu tartışılmalı ve gerekirse eğitilmesi sağlanmalıdır.



Engelli Hakları ve Engelli Hareketi

Engelli hakları kavramı engelli kişilerin yaşam kalitesini artırmayı ve geliştirmeyi amaçlamaktadır. 1970’li yıllarda Amerika`da ortaya çıkıp birçok ülkeye yayılan Bağımsız Yaşam hareketi,” engelli kişilerin kendileri hakkındaki imajlarını, örgütlenmelerini ve ülkelerinin toplumsal politikalarını etkilemiştir. Bu yönde mücadele veren aktivistler ve STK’lar, sağlıklı pek çok kişinin de hayatlarının bir noktasında kaza, hastalık veya geç gelişen kalıtsal bir durumdan dolayı engelli duruma düşebileceğini hatırlatmaya yönelik farkındalık aktiviteleri düzenlemektedir.
Engellilerin engelsiz yaşama taleplerinin artması ve toplumun giderek bilinçlenmeye başlamasıyla sosyal hayata katılmalarını kolaylaştıracak kanun, yönetmelik ve kurumlar çoğalıp gelişmektedir. Ayrıca engellilerin spor faaliyetlerine katılmalarına önayak olan kuruluşların da sayısı artmaktadır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Norveç'in Mülteci Politikası

POLGE Ekibinin "Eğitimde Önyargılar Ve Ayrımcılık" konusundaki düşünceleri

POLGE projemizi